Açıklama
Mahkemeler, iktidar ile ötekinin ideolojik ve siyasal plandaki hesaplaşma alanlarından biridir. Kürdistan’daki ulusal mücadele de bu belirlemeye bir istisna oluşturmaz. Bedirxanlardan günümüze uzanan yaklaşık yüz elli yıllık dönemde Kürt ulusal hareketine katılan birçok insan bu faaliyetlerinden ötürü yargılandı. Sanıklar mahkemelerde değişik tutum ve söylemler sergilediler. Bu tutum ve söylemlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi, Kürt hareketinin tarihsel gelişimi, sosyal kompozisyonu, siyasal pozisyonları ve örgütsel şekillenişi gibi birçok konuda ilginç veriler ortaya koyabilir.
Cemil Gündoğan’ın Kawa Davası Savunması ve Kürtlerde Siyasi Savunma Geleneği adlı kitabı tam da bu konuyu ele alan dikkat çekici bir çalışma. Çalışma, iki kitaptan oluşuyor: Yazarın genç bir direnişçi olarak 1982 yılında Elazığ Askeri Sıkıyönetim Mahkemesinde Kawa adına yaptığı siyasi Savunma ile bu savunmanın yazıldığı koşulları ve Kürtlerde siyasi savunma geleneğini ele aldığı Sunuş. Savunma, 1970’lerdeki Kürt hareketini daha yakından anlamak isteyenlerin incelemesini bekleyen tarihsel bir metin. Kürtlerde siyasi savunma geleneğinin ele alındığı Sunuş ise Osmanlılardan 1984 yılına kadar yapılan yargılamaları ve bu yargılamalar esnasında sanıkların takındığı tavırlarla yaptıkları savunmaları karşılaştırmalı olarak ele alan bir inceleme. Bu bölüm, Kürt hareketinin bir tür paralel tarihi olarak da okunabilir. Bu paralel “tarih”in dikkat çeken bir özelliği de, çalışmanın, Kürt cephesinde yapılan araştırma ve incelemelere damgasını vuran tarzın, yani Kürtlerle ilgili olarak geçmişteki bilinmeyen yada az bilinen olguları, olayları vb. sergilemekle yetinme tavrının ötesine geçmiş olmasıdır. Yazar, çalışmanın popüler niteliğini gözden kaçırmaksızın, eldeki malzemeyi konuyla ilgili bilimsel teorilerle alışveriş içinde işlemeye özen göstermiş. Çalışmanın anılmaya değer bir diğer yanı, yazarın Alttakiler’den yana ahlaki duruşudur.
Bazı Alevi aydınlarının, Türk Genelkurmayının; bazı Kürt aydınlarının da Amerika’nın politik manevralarını kurtuluş reçetesi sayarak temsil ettiklerini iddia ettikleri toplumsal kesimleri, sanki Türkiye’nin ve Dünyanın Merkezindeki güçlermiş gibi hayal etmeye yada öyle rol kesmeye başladıkları bir ideolojik atmosferde anılan toplumsal kesimlerin gerçek güç ilişkilerinde tuttukları pozisyonları ısrarla hatırlatan bu duruşu bir araştırma formatı içinde okumak sadece ilginç değil, uyarıcı da olabilir.
Bu ve benzeri niteliklerinden ötürü, çalışmayı, Kürt hareketini, Kürtler ve Türkler cephesindeki genel geçer kalıplarla değil de yeni bakış açılarıyla ve verimli sorularla anlamak veya incelemek isteyen herkese öneriyoruz.



Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.